|
|
 |
|
|
|
Vakfıkebir Taş Fırın Ekmeği geçmişi,
fırını, pişirilmesi, şekli, tadı ve
bayatlamayan özelliği ile yalnızca
Türkiye'de değil dünyada da eşi
olmayan ve dilimle satılan tek
ekmektir. |
|
Yayla kültürü gereği hayvancılıkla
uğraşan ve ilkbaharda yaylaya çıkan
aileler 2-3 gün süren yayla
yolculuğu yapmaktaydılar. Bunun
doğal sonucu olarak 2-3 gün boyunca
bayatlamayan ekmeğe duyulan ihtiyaç
taş fırın ekmeğinin icadına yol
açmıştır. Yayla kültürünün hakim
olduğu her yerde buna benzer
ekmekler üretilmesine rağmen
hiçbirisi Vakfıkebir Taş Fırın
Ekmeği kadar ihtiyacı
karşılamamıştır.
|
|
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan
bu ekmek bugün ülkemizin her yanında
üretilmesine ve Trabzon Ekmeği
olarak bilinmesine rağmen aslına
uygun üretimin yapıldığı tek yer
Vakfıkebir'dir.
|
|
Taş fırın ekmeğini özel
kılan pişirildiği fırın
başta olmak üzere, suyu,
odunu, unu, mayası, havası,
şekli, ağırlığı ve pişiren
ustasıdır. Bu nedenledir ki
ülkemizin her yanında
üretilmesine rağmen
Vakfıkebir standardı hiçbir
zaman yakalanamamaktadır.
|
|
|
|
|
Taş Fırın |
|
Vakfıkebir ekmeğinin en
önemli özelliği taş
fırınlarda ve odun ateşi ile
pişirilmesidir. Yörede bu
fırınları yapan ustalar
bulunmakta ve geleneği devam
ettirecek olan çırakları
yetiştirmektedirler.
|
|
Fırınların tabanında
Osmanlılar zamanında "Şamot"
adı verilen, günümüzde ise
daha çok Bayburt
dolaylarında yapılmakta olan
fırın taşı veya kara fırın
taban taşı denilen ateşe
dayanıklı taş
kullanılmaktadır. Kara
fırınlarda taban taşından
başka aynı özelliklere sahip
olan ateş tuğlaları da
kullanılmaya başlanmıştır.
Yöremizin ustaları yine de
iyi bir kara fırın için
taban taşı kullanılmasının
daha iyi sonuç verdiğini
söylemektedirler. |
 |
|
 |
 |
|
Fırının yapılışı sırasında
hazırlanan 130 cm. derinliğindeki fırın kuyusunun 80 cm.'lik kısmına kalın çakıl
taşlan konur. Bu taşlar fırının alttan su alması durumunda süzgeç görevi görerek
suyun üst kısma geçmesini engeller. Kalın taşların üzerine 20 cm. kadar daha
ince çakıl taşı konur. Çakılın üzerini tamamen örtecek kadar ince kum yayılır.
Daha sonra ısıyı tutup tekrar yansıtması amacıyla cam kırıkları konulur. Bunun
üzerine hem ısıyı tutmak için hem de rutubeti engellemesi için kalın tuz (kaya
tuzu) serilir. Tuzun üzerine özel ustalık isteyen bir biçimde fırına taban
taşlarının yerleştirilmesine başlanır. Yerleştirme işinin bitiminde taşların
iyice oturmaları için ağaç bir tokmak ile dövülür. |
 |
|
Fırın kuyusu yapılırken,
fırının ön cephesinde ana
kapıdan biraz aşağıda ve
yanda cehennemlik adı
verilen, dışarıdan odunların
konulacağı ve yakılacağı
ızgaralı bir bölüm yapılır,
ızgaranın üzerinde yakılan
odunlardan çıkan ısı fırının
içini ekmek pişirmeye hazır
hale getirir. İyice yanan
odunların közleri de
ızgaranın alt kısmına
geçerek fırın ısısının
devamını sağlar. |
 |
|
Fırın tavan tuğlaları hafif
kavis yapacak şekilde örülmekte
ve fırının içine kubbe şekli
verilmektedir. Tavan örülürken
cehennemlikten uzak olan arka
üst kısımda 20 cm. x 20 cm.
boyutlarında fırının büyüklüğüne
göre bir veya iki tane baca yeri
bırakılır. Bu bacalar ateşe
dayanıklı tuğlalar ile yukarıya
doğru örülüp tavan kısmının
üzerinden geçirilerek ana bacaya
bağlanır. Ana baca fırının
dışında ana kapağın hemen
üzerindeki boşlukta 20 cm. x 80
cm. veya 40 cm. x 40 cm.
boyutlarında yapılmaktadır. İç
bacalara birer tane baca kapağı
konur. Bu kapaklar fırın dış
cephesinde bulunan birer kol
yardımı ile kontrol edilir, iç
bacalar cehennemlikte yanan
odunların isini, kokusunu ve
dumanını ana bacaya gönderir. İç
bacaların cehennemlikten uzak
olmasının nedeni ise, odunların
alevlerini fırının tavanına
doğru çekmesidir. Fırının
tavanına gelen yüksek alevler
fırın içinin pişirmeye hazır
hale gelmesine (tavlanmasına)
sebep olur. iç bacalar odunlar
köz haline gelene ve fırın içi
tavlanana kadar açık bırakılır.
Fırın pişirmeye hazır hale
geldiğinde dış kısımdaki kollar
yardımıyla baca kapakları
kapatılır. Közlerden çıkan
sıcaklık fırın ısısının devamını
sağlar. |
 |
|
Örülmesi tamamlanmış olan
fırında tavan tuğlalarını ve
harcını sıkıştırmak, fırını
kurutmak için üç gün boyunca "ranos"
(tavlama) adı verilen ateş
yakılır. (Tavlama işinden sonra
fırının içine sinen koku ve is
ile tavan ve bacadan dökülen
tozlar önce uzun saplı bir
süpürgeyle süpürülür ve daha
sonra ucuna ıslak bez sarılmış
-yörede "silengi" adı verilen-
uzun saplı paspas kullanılarak
tüm is ve kalan tozlar toplanır,
fırının içi temizlenir. Fırın
kullanılmaya hazır hale gelir. |
|
Silengi bunun dışında, fırın
ısısı yüksek olduğunda ekmek
hamurlarını fırına atmadan önce
ıslatılıp fırın taban taşlarına
ve cehennemliğe yakın yerlere
sürülerek ısıyı düşürmek
amacıyla da kullanılmaktadır. |
 |
 |
 |
|
Fırın Yakıtı |
|
Taş fırınlarda kullanılan en
ideal yakıt maddesi alevi bol
olan, yandığında fırının içini
ekmek pişirmeye hazır hale
getiren (tavlayan) kurumuş
kızılağaç, meşe ve gürgendir.
Ayrıca bu odunların ateşinden
çıkan tütsü reçineli karbonili
bileşikler ekmeğin lezzetini
etkilemekte, ekmeğe farklı bir
tat vermektedirler. Kavak odunu
alevi yüksek olmasına rağmen
patlayarak yandığı ve fırının
içine odun parçaları
fırlattığından dolayı
kullanılmamaktadır. Kestane
ağacı pahalı olduğundan, çam ise
fazla koku ve is yaptığından
tercih edilmez. |
 |
|
Fırının Tavlanması |
|
Yan ocakta (cehennemlikte)
yakılan kuru ve ateşi yüksek
odunların alevleri arka bacalara
doğru çekilirken, yüksek ısı
fırının tavanını görülmeye değer
bir şekilde bembeyaz yapar.
Alevler ve yüksek ısı sayesinde
oluşan bu görüntüye tav' adı
verilir. |
|
Günümüzde taş fırınlara ısı
ayarını gösteren dereceler
konulsa da ekmek ustaları
alışkanlıklarından dolayı tav
oluşumunu izleyerek fırının
pişirmeye hazır hale gelip
gelmediğini anlarlar. "Uşaklar
furunun tavi oldi, ekmekleri
atalum..." derler. Ustalar
fırına ekmek atmak için ayrıca
bir miktar kepeği fırının içine
serperek kepeğin yanmasına
bakarlar. Kepek taban taşına
değdiği anda hızla yanıp
kararırsa fırının ısısının çok
yüksek olduğu anlaşılır. Isıyı
düşürmek için silengiyi biraz
daha fazla ıslatmak ve
cehennemliğin olduğu tarafa
sürüp ısıyı düşürmek gerekir.
Isı yeterince düşürülemezse iç
baca kapakları açık tutularak da
ekmek pişirilebilir. |
 |
|
Ekşi Maya |
|
Son yıllarda ülkemizde ekmek
yapımı için ticari maya tercih
ediliyorsa da yine bir çok şehir
ve köylerimizde ekşi maya
kullanımı devam etmektedir.
Çünkü ekşi maya ile hazırlanan
ekmeğin kokusu ve lezzeti daha
farklı olmaktadır.
|
|
İnsanlar tarafından tesadüf
sonucu bulunan ekşi maya,
kendiliğinden mayalanan hamurun
yoğrulacak olan yeni hamura
katılması ve bu eski mayadaki
bakterilerin, oluşturulan yeni
ortamda çoğalmaya başlaması
sonucu oluşur. |
|
Vakfıkebir ekmeğinin en önemli
özelliklerinden biri de ekşi
maya ile yapılmasıdır. Ekşi maya
ile yapılan ekmekler iyi
kabarır, geç bayatlar ve
lezzetli olurlar. |
 |
 |
 |
|
Ekmeğin Özellikleri |
|
Vakfıkebir Ekmeği, tadımlık
değil doyumluktur. |
|
 |
|
Ekmeklerin büyük yapılması
sonucu pişirme süresi
uzadığından dış kabuk kalın,
ekmeğin iç kısmı yumuşak, pişkin
ve arzu edilen büyüklüklerde
gözeneklere sahip olur.
|
 |
|
Ekmeğin bayatlama süresi uzun
olur. Uygun saklama koşullarında
5-15 gün kadar bozulmadan
saklanabilir. Bu ekmek
soğuduktan sonra temiz bezlere
sarılı olarak rutubetsiz
ortamlarda tahta kutular
içerisinde 5-10 gün arasında,
kağıda sarılı ve naylon poşete
geçirilmiş olarak buzdolabında
10-15 gün saklanabilmektedir. |
 |
|
Tek ekmek olduğu için rahat
taşınır ve saklanması kolaydır. |
 |
|
Odun ateşinde piştiği ve ekşi
maya kullanılarak yapıldığı için
kendine has bir lezzeti vardır.
Ekşi maya ile yapılan ekmekler
iyi kabarır, geç bayatlar. |
 |
|
Pişme süresi uzun olduğundan ve
iyi piştiğinden dolayı
yenildiğinde midede şişkinlik
yapmaz. |
 |
|
Az miktarda isteyenlere
kesilerek gramaj ile
satılabilir. |
 |
|
Keskin bıçak kullanılarak
kesildiğinde ufalanmaz. |
 |