|
KARADENİZ SEVDASI...
Mavi ile yeşilin izdivacından doğan turkuaz sevdadır
Karadeniz sevdası. Aslında anlatılamaz, gizemine erişmek
için bizzat yaşamak gerekir. Ciğerleriniz bayram eder bol
oksijenli temiz havasıyla. Yeşilin türlü çeşidiyle uzanan
Kaçkarlar, denizin mavisiyle fırtınalı bir aşk yaşar adeta.
Süt liman görünen denizin masum halinden eser kalmaz deryaya
kavuştuğu yerde. Tüm Karadenizlilerin damarlarındaki kan
gibi köpürür, hışımla kabarır çoğu zaman. Bir de bakmışsınız
nükte ediyormuşçasına gök gürlemesini keser, güneş merhaba
der tebessümlü. Yazın ortasında yağmur yağar, gök gürler.
Aniden fırtınanın ortasında kalırsınız. Duman çöker dağlara,
göz gözü görmez uğraşmayın sakın. Şemsiyeniz yetersiz kalır,
yürümekte zorlanırsınız. İleride görünen köşeyi
döndüğünüzde, güneşten korur fırtınada aciz kalan
şemsiyeniz. Kışın diz boyu kar yağar her yer bembeyaz,
ertesi gün bir de bakmışsınız güneş göz kırpıyor, kardan
eser yok. Yaylalarda yazın kardan köprülerden geçip
gidersiniz. Birkaç mevsimi aynı günde yaşamak içten bile
değildir.
Karadeniz’in yağmuru; sel olup alır gider önüne geleni.
Dereleri; fırtınalı, gürültülü, öfkeli çağlar. Denizi; haşin
üfürüp köpürür, geçit vermez ormanları. Dimdik patikaları
adeta kopup üzerinize gelecekmiş gibidir. Hem ürperir hem de
garip bir haz verir tırmanan sevdalılara. Balı zaten
delidir, fazla kaçırırsan çarpıverir.
Dünya da eşi benzeri yoktur Anzer balının.Tatmak için almayı
düşünürseniz önce titreyin cebinizi yoklayın elinizi
yakabilir bedeli. Haliyle insanı da kıpır kıpırdır. Biraz da
nükteli olunca yolculukların da maceralı ve de heyecanlı
geçmesi kaçınılmazdır.
Kibrit kutusu gibi serpiştirilmiş üç katlı ahşap konaklar
ormanın içine gizlenmiştir. Cenneti andıran bir görüntü ilk
defa görenlerin hafızalarına kazınır bir daha çıkmamacasına.
Köylük yerlerinde gündüzleri yoğun iş sebebiyle komşularıyla
sohbet edemeyen naif insanlar, gece oldu mu kafilenin başını
çekenlerin ellerinde fener düşerler patika yola cümbür
cemaat. Kibrit kutusu gibi serpiştirilmiş konakların silueti
belli belirsiz gecenin koynunda ışık böcekleri eşliğinde,
komşularından birinde toplanırlar günün yorgunluğunu
üzerlerinden atmak için. Türlü çeşit esprilerle kırıp
geçirirler etrafı. Hava da müsaitse kemençe yada tulum
ellerinde, atma türküler dillerinde horon halayı kurulur
hemen hemen her gece. Bitkin olan dizleriniz tulum
namelerinde kıpır kıpır eder, damarlarınızda normal seyrini
yapan kanınız bir anda dellenip şaha kalkar, yüreğiniz hop
hop ederken kendinizi horonun tam ortasında buluverirsiniz.
Sadece gençler değil köyün en yaşlısı da yorulana kadar
horona eşlik eder. Büyük bir emekle yetiştirdikleri dünyanın
en güzel çayıyla soluklanırlar. Tabii ki sigara tüttürmeden
olmaz sağlıklarını düşünmeden.
Balıkçı teknesiyle uçsuz bucaksız maviliğe açılan denizciler
geceler boyu asılırlar küreklere. Ağlarına takılan o
tatların en güzeli, deniz ürünlerinin en görkemlisi hamsiler
dolunca ağlarına ne denizin öfkesine, ne de gecenin ayazına
aldırmadan, geceyi güne teslim ederken mutlu dönerler
yuvalarına.
Karadeniz sevdası yeşil ve mavinin raksı ile Kırklareli’ den
başlayıp sınır kapımız Sarp’a kadar sürer. Karadeniz’de
kıyısı olduğundan hoşnuttur dünyanın incisi İstanbul.
İstanbul boğazıyla bağlanır deryaya. İzmit, Sakarya,
Düzce’den sonra ver elini Zonguldak. Zonguldak denince kış
aylarında ısıtan siyah inci kömür akıllara gelir ve yerin
bilmem kaç metre altında tırnaklarıyla çalışan, elleri
yüzleri siyaha bulanmış, alınları ak pak, grizuyla mücadele
edip hayata inatla sarılan madencilerin yürekleri sevgi ile
çarpar. Siyah elmas, emeğin sevdasıdır.
Bartın‘da sahil boyu gezmek gerek. Yol üzeri Çeş-mi cihan
Amasra’da biraz soluklanmadan geçilmez. Belki de
gözlerinizin göreceği en bakir yerdir dünyada. Gerçekten de
cihana bedeldir. Gözlerinizi ve yüreğinizi doyurmak için en
saf gıdadır temiz havası. Saf sevdadır.
Şehitler durağı Kastamonu’nun dillere destandır Kurtuluş
savaşında ki mücadelesi. Tarihin sayfalarından, Şerife
kadının inanılmaz mücadelesini anmadan geçemezsiniz.
Dünyanın en güzel safranı Safranbolu da üretilir.
Meşakkatlidir. Tüm gençler büyük şehirlere göçtüğü için
birkaç nineyle sürer üretim. Koruma altına alınan Ünlü
Safranbolu konakları, bütün görkemiyle terkedilmişliğe inat
turistlere misafirhane olurlar. Safran sarısı sevdadır.
Yurdumuzun en kuzey noktası Sinop’ta, şöyle bir sahil gezisi
yapmadan bir yere gidilmez.Ormanın koynuna saklanmış
Türkiye’mizin tek Fiyort’u olan Hamsaroz’ da piknik yapıp
çocuklar gibi şen olmak içten bile değildir. İnanılmaz
manzaraya hayran olmayan yoktur. Gizemli sevdadır.
Ata’mız tarafından Kurtuluş savaşımızın başlangıç noktası
olarak seçilen Samsun’a vardığınızda Doğu Karadeniz başlar.
İlk önce Atatürk heykelini görmek gerekir. Tütün bahçeleri
ve hırpalanmış elleriyle tütün toplayan kadınlarla sohbet
baldan tatlıdır.Çarşamba ovasında yetişen pirinçten
pilavların en güzeli yapılır. Ata sevdasıdır.
Samsun’un az ötesinde Ordu ve Giresun sizi kucaklar. Boz
tepeden kuşbakışı seyretmeye doyum olmaz. Ordu tümden
ayaklar altına serilir. Giresun kalesine çıkıp resmetmek
gerekir o güzelliği. Topal Osman’ın anıtına tırmanırken bir
taraftan da Topal Osman’ın yaptıklarını düşünmek, tarihi bir
haz verir yüreklere. Dilek çeşmesinden su içerken dilek
dilemeyi sakın unutmayın. Dünyaca ünlü fındık bahçelerinde
kızların yanık olur türküleri. Güçlü sevdadır.
Kemençenin bol bol çalındığı Trabzon’a varırsınız kısa bir
sürede. Atatürk’ün o muhteşem köşkü ormanın içine gizlenmiş
bekler. Görkemli ve mağrur karşılar sizi. Asırlar öncesinden
dağa nakışlanmış Sümela Manastırı’na tırmanmak güç ister,
nefes ister. Patika yolda ağaçların tatlı melodisiyle ve
irili ufaklı şelalelerin sesi, yorulan bedeninizi
dinlendirir hamak misali. Melodik sevdadır.
Köpük köpük Fırtına deresini geçip Of üzerinden Rize’ye
ulaşırsınız. Çay bahçelerinde çay toplayan kızların
yardımıyla bütün acemiliğinize rağmen ellerinizle toplamaya
çalışın keyifle yudumladığınız çayı. Sonra bir fabrika da
oluşum macerasını görüp verilen emeği hissedin
yüreklerinizde. İşte o zaman daha bir keyiflidir yudumlaması
dinlenirken. Özel Rize bezinden imal edilmiş Peştemal ve
Çeşanlar güzel bir dekorasyon için gereklidir. Almadan
edemezsiniz. Şöyle bir yaylalara doğru tırmanırken dikkatli
olun temiz hava çarpar. Ayder yayla’sında ahşap evlerin
mütevazı sahipleri konuk eder. Yöresel yemeklerden tatmanız
tavsiye edilir. Uzungöl’e tepeden bakış attığınızda muhteşem
manzara karşısında diliniz tutulur. Gölde yüzen ördekler
acıkmıştır, yemlemeniz gerekir. Tavşan kanı demli sevdadır.
Hamsi köy, Çayeli‘nden öteye salını salını giderek Çamlı
Hemşin’e varırsınız Tarihi bilinmeyen Zil kalesi görülmeye
değer nadide yerlerdendir. Ormanın koynunda rüzgarla
cilveleşir. Asırlar öncesinden haberleşme yapılan Zil kale
geçen yıllara inat ayakta kalmayı başarmıştır. Gözle
göremediğiniz uzaktan gelen kuş cıvıltıları eşliğindeki
derelerin sesi ninni gibidir.Bedeniniz ve ruhunuz dinlenir
Artvin, dağın yamacında sizi bekler. Gerçek Lazlara
konuksunuzdur artık. Ata barı’yla karşılanırsınız. Hopa,
Arhavi, Fındıklı, Ardeşen Lazların bol olduğu, gürcülerin
yaşadığı görülmeye, imrenmeye değer bir mozaik. Gönlünüz
isterse Batum’a geçip Gürcü hemşehrilerinize merhaba
diyebilirsiniz. Sınırlar ötesi sevdadır.
Sevdaların hası Karadeniz sevdası anlatmakla bitmez,
yaşamaya doyum olmaz. Karadeniz sevdası bol maceralı
heyecanı dorukta, inanılmaz bir sevdadır.
Aslında anlatılmaz yaşanır Karadeniz sevdası
KARADENİZ SEVDASI
Sevda bu
Anlatılmaz
Doya, doya yaşamak lazım
Uzaktayken
Özlemlerin katmerlisi
Yakar bağrını derinden sızısı
Süsler rüyalarını azgın denizi
Tüter o minicik burnunda hamsi balığı, mısır ekmeği
Karalahana çorbası sofrana kurulur mis gibi
Macera dolu yaşam, cazibeli
Kucak açmış bekler seni
Balı deli, yağmuru deli
Çağlar fırtına deresi
Çağırır geçit vermeyen dağı
Damarındaki kanı hınzır deli
Dursun’u nükteli
Açıkgöz Temel’ i
Ya Fadime’si, işveli mi işveli
Oynar sırtındaki yüklü sepeti
Sağı solu belli olmayan havası
Ters giydirir acemiye fesi
Öyle bir sevda ki Karadeniz
Şeytan tüyü neresinde bilinmez
Yalnızca yaşanır coşa, coşa
Deli mi deli.
Sevdaların en güzeli
Karadeniz sevdası |