|
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Yazı : Melih
Uslu
Fotoğraf:
Barış Hasan Bedir |
|
|
 |
|
Beyaz ülke
Kartalkaya
Dünya
üzerinde, adı
‘kartal’ ile
birlikte anılan kaç
kent, kasaba ya da
köy vardır kim
bilir... Ama,
Türkiye’de
bulunanlar arasında
en ünlüsü, Bolu’daki
Kartalkaya olarak
bilinir. Tarih
boyunca güç, iktidar
ve erişilmezlik
sembolü olmuş
kartala
benzetilebilmesi
için, bir yerin özel
kabul edilmesi
gerekir her şeyden
önce. Tıpkı,
kartalın kayası ya
da makamı olmaya
layık görülen
Kartalkaya gibi.
|
 |
 |
 |
|
 |
|
|
ULAŞIM ÇOK KOLAY
Yıllardır modası geçmeyen
Uludağ ve Sapanca Gölü
kıyısındaki en yüksek zirve
olan Kartepe ile birlikte
İstanbul’a en yakın üç kayak
merkezinden biri olan
Kartalkaya, doğanın kusursuz
güzelliğini konforla
birleştiren önemli bir kış
turizmi bölgesi. Donanımlı
mekanik tesisleri, modern
otelleri, kayak butikleri,
her türlü kış sporuna
elverişli pistleri ve renkli
gece hayatıyla son yıllarda
Uludağ’ın tahtına göz diken
Kartalkaya, İstanbul’a
olduğu kadar Ankara’ya olan
yakınlığıyla da hayli
revaçta.
Ankara’ya 192, İstanbul’a
262 ve İzmir’e 594 km
uzaklıktaki Bolu’nun
sınırları içerisinde bulunan
kayak merkezi, Batı
Karadeniz’in en yüksek
zirvelerinden biri olan 2378
metrelik Köroğlu Dağları’nın
yumuşak eğimli yamaçlarına
kurulmuş. Eteklerinde tam
320 yayla saklayan, başı
dört mevsim bulutlara gömülü
dağlara adını veren Köroğlu;
zalim Bolu Beyi’ne kazan
kaldırıp, zenginden aldığını
fakire dağıtan halk
kahramanlarından biri olarak
yer etmiş Anadolu insanının
yüreğinde. Nadir bulunan
bitki ve hayvan türlerini
barındıran doğal
güzellikleri milli park
statüsüyle koruma altına
alınan dağlar, kış aylarında
en çok kayak tutkunlarını;
yılın üç mevsimi ise
gezginleri, botanikçileri,
zoologları, amatör
balıkçıları ve yamaç
paraşütü meraklılarını
ağırlıyor. |
 |
|
|
|
 |
|
|
PİST UZUNLUĞU 35 KM
Bolu Dağları’nın dorukları,
karlı kıvrımları, beyazlara
bürünmüş kayın ormanları,
yalnızlığa yazgılı dağ
evleri, uçsuz bucaksız
yaylaları, gürül gürül
çağlayan pınarlar ve hayal
gücünü zorlayan doğa
manzaraları; beni
Kartalkaya’ya götüren
otomobilin camından peş peşe
akıp gidiyor.
Peribacaları, kaya evleri,
mağaralar, ilginç kanyonlar
ve koni biçimindeki
kayaçlarla kaplı
coğrafyasıyla minyatür bir
Kapadokya’yı andıran Seben
ilçesinin güneyine
konumlanan Kartalkaya, Bolu
şehir merkezine 45 km
uzaklıkta bulunuyor.
Seben’den itibaren Kızık ve
Sarıalan üzerinden kayak
merkezine uzanan dağ
yolunun, kış boyunca karlı
olmasına rağmen, açık
tutulmasına özen
gösteriliyor. Yine de, özel
aracıyla yola çıkacak
olanların yanlarında zincir
bulundurması gerekli. Özel
aracınız yoksa, taksi tutmak
ya da kayak merkezinde
bulunan otellerin servis
hizmetinden yararlanmak
dışında bir seçenek
bulunmuyor. Bolu şehir
merkezinden yaklaşık bir
saatlik zevkli bir yolculuk
sonunda Kartalkaya’ya
ulaşıyoruz. 70’li yılların
sonlarında talebi
karşılamakta güçlük çeken
Uludağ’a alternatif olarak
kurulan kayak merkezinde,
kış boyunca kalabalık bir
kayakçı ordusuyla
karşılaşmak hiç şaşırtıcı
değil. Zira, İstanbul ve
Ankara’ya sadece birkaç saat
mesafede, bembeyaz karların
üzerinde süzülmenin
cazibesine kapılan pek çok
kişi, Kartalkaya’ya akın
ediyor.
Toplam pist uzunluğu 35
km’yi bulan kayak merkezi;
kış sporları için ideal
iklim özellikleri, kar
kalitesi ve bakir doğasıyla
benzerlerinden ayrılıyor.
Çam ormanlarıyla kaplı
korunaklı yamaçları
sayesinde sert kuzey
rüzgârlarından etkilenmeyen
kayak merkezinde, uzun süre
kuru kalabilen kar
tanecikleri, kış sporları
için elverişli bir zemin
oluşturuyor. 1800 ile 2200
metre irtifada kurulan
pistlerin güneşi doğrudan
alıyor olması, bir diğer
avantaj. |
 |
|
|
|
 |
|
|
OTELDEN DAĞ EVİNE...
Kartalkaya’da kayak,
snowboard, kızak, paintball
ve motor safariye uygun 13’ü
ana olmak üzere, toplam 28
pist bulunuyor. Uluslararası
standartlara sahip pistlerin
en uzunu 1.5 km. Her
seviyede kayakçıya uygun
pist seçenekleri mevcut.
Birkaçı dışında pistlerin
neredeyse tamamı, yüzünü
otellere dönmüş. Bazı
otellerde, sevdiklerinizin
kayak performansını odanızın
penceresinden bile
izleyebilmek mümkün. 15
aralık ile 15 nisan
arasındaki ideal kayak
sezonunda kar kalınlığı, iki
metrenin altına düşmüyor.
Üç otelin bulunduğu
Kartalkaya’da, Grand Kartal
ve Kartal Otel adında iki
birinci sınıf tatil köyü ile
Dorukkaya adında dört
yıldızlı bir otel bulunuyor.
Daha mütevazı konaklama
seçenekleri için
Kartalkaya’ya 8 km
uzaklıktaki Sarıalan
Yaylası’nda bulunan Baysal
Motel ile 6 km mesafedeki
Tatlar Yaylası’nda hizmet
veren Sarıalan Dağ Evi’ne
uğramak tercihinize kalmış.
Uluslararası standartlarda
iki telesiyej ile sekiz
teleskinin bulunduğu kayak
merkezinde, mekanik
tesislerin toplam taşıma
kapasitesi saatte altı bin
kişiyi buluyor. Mekanik
tesislerin en uzunu olan
1200 metrelik Köroğlu
Teleski, daha çok deneyimli
kayakçıların adresi.
Köroğlu’ndan 100 metre daha
kısa olan Narin Teleski,
orta zorlukta pistlere
sahip. 1050 metrelik Doruk
Teleski ise sakin ve rahat
pistleriyle tanınıyor.
Etkileyici manzarasıyla en
çok tercih edilen 900 metre
uzunluğundaki Büyük
Teleski’de ise her seviye
için uygun pist seçenekleri
var. Grand Kartal ve Kartal
Otel’in pistleri ortak
kullanılıyor. Her iki otelin
müşterileri de, bu pistleri
ücretsiz olarak kullanma
hakkına sahip.
Dorukkaya Oteli’nin
konukları, kendi
pistlerinden
yararlanabiliyor.
Gündüzleri, bembeyaz kar
örtüsünden yansıyan güneş
ışıklarıyla ışıl ışıl
yıkanan Kartalkaya, akşam
olduğunda romantik bir ruh
haline bürünüyor. Uzun ve
dinlendirici bir akşamüstü
yürüyüşünden sonra, geceyi
değerlendirmek üzere kendimi
Kartalkaya’nın renkli gece
hayatının kollarına
bırakıyorum. Dorukkaya ve
Kartal Otel’in
diskoteklerinde, sabahın ilk
ışıklarına kadar eğlence
sürüyor. Gençlerin gözdesi
olan Spy Bar’da, şömine
başında dans partisi
düzenleniyor. Hareketli bir
gecenin sonunda, İstanbul ve
Ankara’nın ortasında beyaz
bir ülkeyi andıran
Kartalkaya’yı çok sevdiğimi
anlıyorum. |
 |
|
 |
|
 |
 |
|