|
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Yazı-Fotoğraf:
Ersin Demirel |
|
|
 |
|
Yeşile tutuklu
Borabay
Borabay gölünün
kıyısında sükunetin
tadını çıkarmak için
piknik yapabilir,
doğayı yaşamak
içinse orman
içindeki patikaları
keşfe
çıkabilirsiniz.
Kuş cıvıltıları
arasında uyanıp
çadırın kapısını
aralıyorum. Havada
bildik bir nem
kokusu. Mis gibi
orman havası doluyor
bir anda
ciğerlerime. Doğa
sabah
mahmurluğunda...
Henüz dinginlik
bozulmamış. Göl
kıyısına doğru
yürüyorum. Yeni yeni
yükselen güneş
ağaçların gölgesini
duru suya
yansıtıyor.
Ağaçların boyları
daha bir uzun. İşte
o an, Borabay gölüne
neden ‘aynalı göl’
denildiğini
anlıyorum.
Amasya iline bağlı
Borabay gölü, aynı
adı taşıyan beldenin
hemen 3 kilometre
yukarısında… Akdağ
eteklerindeki Çivili
tepeden doğan
Çatağın deresinin,
toprak kayması
sonucu tıkanmasıyla
oluşan bir set gölü.
1051 metre
yükseklikteki derin
bir vadi tabanına
yayılıyor Borabay
gölü. Gölün doğu
ucunda dipten sızan
su, deli akışını
tekrar kazanarak
Yeşilırmak’ın bir
kolunu oluşturuyor,
adını baki
kılarak... |
 |
 |
 |
|
 |
|
|
ORMANIN AYNASI
Gölün çevresini dolaşan
orman içindeki patikayı
gözüme kestiriyorum. Bir
yükselip bir alçalarak
ilerleyen toprak yolda gölün
farklı açılardan
manzaralarını yakalayıp
fotoğraf makinesine
sarılıyorum hemen. Ormanın
tüm renkleri suyun
yüzeyinde... Göl, ormanı
yansıtıyor bana. Kestane
ağaçlarının sarı-beyaz
püsküllü çiçekleri, çamların
yeşilden maviye doğru
değişen farklı tonları;
kuzeye bakan yamaçlarda
gürgen, kayın, kestane,
güneyde ise sarıçam ve
karaçam ağaçları... Kimisi
yarı beline kadar suyun
içine gömülmüş. Ağaçların
altı ise kır çiçekleri,
yosun ve mantarlarla bezeli.
Gölün batı tarafında ormanın
genel görünümüyle örtüşmeyen
kavak ağaçları dikkatimi
çekiyor. Dağlardan doğup
gelen Çatağın deresi,
taşıdığı alüvyonlarla gölün
bu kısmını bir bataklığa
dönüştürmüş zamanla. Bu
gidişatı tersine çevirmek
için bölge 1990 yılında
ağaçlandırılmış. Bir bölümü
sazlıklarla kaplı mekân
küçük bir kuş cenneti aynı
zamanda.
GÖL MANZARALI PİKNİK
1978 yılında dokuz hektarlık
orman içi dinlenme alanı
olarak düzenlenen göl, 675
metre uzunluğunda, 175 metre
genişliğinde. Derinliği ise
30 metre. Sonbahar ve kış
aylarında farklı güzellikler
sergileyen gölde kızılkanat,
yayın, sazan ve alabalık
bulunuyor. Canlı
çeşitliliğini korumak
amacıyla gölde avlanmak
yasak. Yine de vakit
geçirmek için olta
sallayanlara rastlamak
mümkün göl kenarında.
Şimdilik sadece çevre
illerden gelen yerli
turistleri ağırlayan
Borabay’da kamp ve piknik
yapmanız mümkün. Orman Genel
Müdürlüğü’ne ait
bungalovların dışında
belediyenin işletmesini
yaptığı, apart tarzındaki
ahşap evlerde de
kalınabiliyor. Borabay
kasabasından gelen yolun
göle kavuştuğu noktada yine
belediye tarafından
işletilen bir restoran
bulunuyor. Göle tamamen
hakim, gün doğumunda seyrine
doyum olmayan bir manzaraya
sahip restoranda fiyatlar
son derece uygun. Yakın
gelecekte burada yöresel
yemeklerin ve el
sanatlarından örneklerin de
sergileneceği bir stant
açılacağını öğreniyoruz
belediye başkanından.
Borabay’ın iç turizmde hak
ettiği yeri alabilmesi için
çeşitli projeler ve
atılımlar içerisinde belde
belediyesi. |
 |
|
|
|
|
|
‘FIRTINA GÖÇERLERİ’
Borabay adının kökeniyle
ilgili ilginç bir öykü
öğreniyoruz kasaba
kahvesinde yaptığımız sıcak
sohbetler sırasında. Eren
Şenol’un yöreyi tanıtan
kitabından aktarılanlara
göre, yüzyıllar önce yörede
yaşayan göçebe ailelerin
hayvanları, fırtınalı bir
günde ürkerek kaçmışlar.
Ertesi gün sürüyü aramaya
çıkan göçerler, rüzgâra
karşı korunaklı olan derin
bir vadide otlarken
bulmuşlar hayvanlarını.
Bugünkü belde yerleşiminin
bulunduğu bu alanı pek
beğenip yerleşmişler.
‘Fırtına göçerleri’ anlamına
gelen Borabay ismi o
günlerden günümüze ulaşmış.
Yıllar önce beldenin adı
‘Gülbeyli’ olarak
değiştirilmişse de, halk bu
ismi pek benimsememiş olacak
ki sonradan tekrar eski
adına kavuşmuş yöre.
YAYLALARA YÜRÜYÜŞ
Borabay’a ulaşmak bir hayli
kolay. Belediye araçları her
gün Taşova ile Borabay
arasında düzenli sefer
yapıyor. Taşova’nın beldeye
uzaklığı 18 kilometre.
Borabay kasabasına
Amasya’dan 63, Samsun-Ladik’den
ise 45 kilometrelik bir
yolculukla ulaşılıyor.
Borabay beldesinden gelip
göl kenarından devam eden
stabilize yol biraz ileride
ikiye ayrılıyor. Sola giden
yol Amasya’ya, sağ taraftan
devam eden yol ise
yukarılardaki Ağıllıbucak,
Aşağıyayla ve Çamalanı
yaylalarına kadar uzanıyor.
Orman içinde çiçek kokuları
arasında yaylalara
günübirlik yürüyüşler
yapıyoruz. Artık ormanın
bittiği 1600 metrelerdeki
Ağıllıbucak pınarının
bulunduğu mevkiden
bakıldığında, çevresini
sarmalayan yoğun orman
örtüsünden ayırt
edilemeyecek biçimde
yemyeşil bir daireye
benziyor göl.
Yaşadığımız büyük kentler
bizi dar odalara,
havalandırmalı cam binalara
kendi rızamızla
hapsettiğinden beri, suyun,
ağacın, çiçeğin kokusu
gelmez oldu burnumuza.
Şehir yaşamından uzakta,
Amasya’nın Borabay
beldesinde geçireceğiniz
birkaç gün, içinizde tatlı
bir serinlik duygusu
bırakacak. Ormanların
ortasındaki bu ‘saklı
cennet’te gördüğünüz
yemyeşil düşten uyanmak
istemeyeceksiniz.
|
 |
|
 |
|
 |
 |
|