|
|
 |
|
|
 |
 |
Bayburt Kalesi
Zigana ve kop dağlarından aşılarak ulaşılan Bayburt kalesi aynı zamanda Karadeniz’i
Basra körfezine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır.
Bu yolu izleyen her seyyahın uğradığı kalenin adı , önemi, ihtişamı ve günlük yaşamıyla ilgili pek çok bilgi
mevcuttur.
Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan kalenin kimler tarafından
yapıldığı kesinlikle yapıldığı bilinmemektedir . İlk yapının
Ermenilere ait olduğu öne sürülse de , Bağrat sülalesi
zamanında (885 - 1044) varlığından söz edilen Bayburt
Kalesi’nin çok daha önce miladın ilk yüz yıllarında mahalli
prens ve mücadele rinde rol oynadığı anlaşılmaktadır . Khorenli Movses’den
öğrenildiğine göre Bağrat' ların geliştikleri devrede 1. asırda Bağrat’lı
Piurad oğlu "Senbad" (Asbed) süvari başbuğu ve batı ordusu başkumandanı olarak
atabeyliğini yaparak kurduğu hükümdar çocuklarını kendi
müstahkem yerleri olan "Pepert" yani Bayburt Kalesi’ne 58
yıllarından önce kurulduğu ortaya çıkmaktadır .
|
 |
|
|
|
 |
|
|
Saruhan Kalesi
İlin merkezine 35 km. mesafede bulunan Saruhan köyündeki kalenin gözetleme amacıyla
yapıldığı tahmin edilmektedir . Trabzon’da bulunan Pontus
İmparatoru Mithridates savunma amacı ile Gümüşhane , Bayburt,
Kelkit ve Erzincan 75 adet kale yaptırdığı tarihi
kayıtlarda mevcuttur Bu kalenin onlardan biri olduğu
sanılmaktadır. Kalede tarihi aydınlatacak herhangi bir
kitabe mevcut değildir .
Bu kalelerden başka , Saruhan kalesi gibi savunma ve gözetleme amacı ile kurulan ancak
günümüzde , harabe durumunda olan Demirözü ilçesine bağlı ve
ilin merkezine 40 km. mesafede Bayrampaşa köyünde bulunan
kale kalıntıları , yine ilin merkezine 42 km. mesafede
bulunan Kitre Köyü kale kalıntıları ve ilin merkezine 27
km. mesafede bulunan Çayoryolu (Sünür) köyü kale kalıntıları
mevcuttur .
|
 |
|
|
Aydıntepe Yer Altı Şehri
Bayburt’un Aydıntepe ilçesinde yer alan
kent , tüf içerisinde , yüzeyden 2-2,5 metre derinde başka
yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler ,
tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan
oluşmaktadır . Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile 2,5
metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki
yana genişlemektedir . (3 x 8 Metre ) Kareye yakın planlı
odalar bu mekana açılmaktadır. Ayrıca gözetleme mekanlarının
oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin ,
galeri odalarını aydınlatmak için duvarlara delik açıldığı
gözlenmektedir . Halen kazı çalışmaları devam edilen kent
hakkında şu an ileri sürülen iki görüş öne sürülmektedir ,
bunlardan biri ; bu kentin , bölgede daha önce sözü edilen
Halde şehrine ait olduğu , Halde’nin "Khalde" olduğu eski ismi
Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de "Halt" dan geldiği
görüşü mevcuttur . Diğer görüşe göre ; Hart’ta bu yer altı
kentinden başka Geç Roma Erken Bizans devirleri arasında yer
alan bir mezarın ortaya çıkarılması , Hıristiyanlığın henüz
yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği,
Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye
geldikleri ve sığındıkları , yer altı kentinde bu Erken
Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğidir.
|
 |
|
|
|
 |
|
|
|
 |
|
|
-
Dede Korkut Türbesi
-
İlimin güney doğusunda merkeze bağlı 39 km. mesafedeki
Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimari
tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba
diye geçen türbe Alî Baba (Büyük Baba) anlamında
kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren,
Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir . Türbenin
üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir . Yapılış
şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye
ait olabilecek karakterdedir. Anıt türbe Orhan Şaik
Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında
resimli olarak yer almaktadır .
-
-
Şehit Osman Türbeleri
-
İlin batısında Şehit Osman Tepesinde bulunan her iki
türbenin Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde görüşler
mevcuttur . Buna göre türbeler Saltuk kumandanlarından
Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir .
Üzerinde bulunan kitabeler çok silik olduğu için
okunmamaktadır . Şehrin batısındaki kayalık tepeye adını
veren bu türbeler , sarı taştan yapılmış olup taş işleme
sanatımızın güzel örneklerindendir .
|
|
|
|
 |
|
|
-
Bayburt Evleri
-
Türk sivil mimarisinin örneklerini bir araya
toplamıştır. Bu evlerin mimarisi ve yapı
malzemeleri genellikle iki veya üç katlı olup
karkas yapı malzemesini kapsamaktadır. Bu
evlerde avlu ve sofa çevresinde odalar
yerleştirilmiştir. Bayburt evi bütün
bölümlerinin yanı sıra, terek, kurun, teci,
kehriz, caş taşı, ambar, yüklük, ocak, kahvelik,
keyveni direği, fort bacası, hepen, güvercin
bacası, kırman gibi bölümleri de kapsamaktadır.
Ayrıca dam denilen ahır ve samanlık bölümü de
merek diye isimlendirilmiş olup, evleri
tamamlamaktadır. Yapı malzemesinde kullanılan
taşlar Bayburt’un yöresel taşlarıdır.
Bayburt’un yetiştirmiş olduğu taşçı ustaları
Anadolu’nun bir çok yerinde sivil mimari
örneklerini ortaya koymuşlardır.
|
|
|
|
 |
|
|
|
 |
|
|
Bayburt Ulu Camii
Anadolu Selçuklu Sultanlarından II. Gıyaseddin
Mesut (1282 – 1298) zamanında yaptırıldığı kabul
edilen caminin pek çok onarımlar gördüğü
bilinmektedir. Son olarak 1967 yılında tümü ile
ele alınıp ana plana uygun olarak yaptırılan
caminin minaresi , mihrap önü kubbesine geçişi
sağlayan mukarnaslı tromplardan bir kaçı ve asıl
ibadet alanına açılan iki kapı orijinal yapıdan
kalmaktadır . Caminin kuzey doğusunda bulunan
minaresinin kaidesinde geçirdiği son büyük
onarımı belgeleyen 1850 tarihli kitabe
bulunmaktadır . Kare kaideli minarenin sekiz
yüzlü pabuçluğunda ve yuvarlak gövdesinde
geometrik ve bitki motifli mozaik çiniler
Anadolu Selçuklu çinilerinin ilginç
özelliklerini sergiler . Ayrıca caminin son
cemaat yerinde beş kitabe mevcut olup , bu
kitabelerden mihrabın iki yanında yer alanlar
Osmanlıca iki ferman metnidir ve kadınların
çalışma düzeni ile ilgilidir . Mihrabın hemen
üstündeki kitabe Arapça bir kümbet kitabesidir
ve 619/1222 tarihlidir . Dış duvar üzerindeki
kitabe ise bir medrese kitabesidir , 1293/1820
tarihlidir . Son cemaat yerinin batı duvarındaki
kitabe tamamen okunamamıştır .
Pulur (Gökçedere) Ferahşat Bey Camii
Demirözü ilçesine bağlı Pulur (Gökçedere)
kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Beyin oğlu
Ferahşat Bey tarafından 1517 M. (923 H.) yılında
yaptırıldığı anlaşılmaktadır . Yapı Osmanlı
mimarisindeki tek kubbeli cami tipindedir . İki
renkli kesme taşlardan özenle yapılmış olan
caminin dışardan değişik malzeme kullanımı
açısından ilk dikkati çeken yerlerinden birisi
tuğladan minaresidir. Ferahşat Bey yapılar
topluluğunun cami , medrese , han , hamam ,
imaret ve konuk evinden oluştuğu bilinmektedir.
Günümüzde han , imaret ve konuk evinden hiçbir
iz kalmamış olup hamam ise harabe durumdadır .
Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Camii
Akkoyunlular’ın kurucusu Turali Bey oğlu
Fahrettin Kutlubey tarafından yaptırılan
cami'nin, kapısı üzerindeki kitabeden M.1550
(H.957) yılında onarıldığı anlaşılmaktadır .
Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087) tarihli bir
kitabeye sahiptir . 1548 de İran Şahı Tahmasp
ordusu ile bu bölgeye hücum ederek etrafı yağma
ettikleri gibi rast geldikleri insanları
öldürmüşlerdir , bazı cami ve medreseleri
yıkmışlardır . Bu arada Kutlu Bey Camii de
tahrip edilmiştir . Cami ayrıca Kanuni Sultan
Süleyman döneminde (1550 yılında) onarım
geçirmiştir .
Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Camii
Demirözü ilçesi Çatalçeşme köyünde bulunan
caminin üzerinde kitabe mevcut değildir . Ancak
Pulur ve Sünür’e yakın olması ve taşıdığı
özellikleri itibariyle birbirine benzemesi
caminin bir Akkoyunlu eseri olduğu kabul
edilmektedir. Cami değişik zamanlarda onarım
görmüştür.
Yakutiye (Yeni) Camii
Cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, eski
Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Bayburt
halkının yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları
arasında yapılmıştır . Cami ve minaresi tamamen
kesme taştan olup , işçiliği taş işleme
sanatının güzel örneklerindendir .
Zahit Efendi Camii
Merkez Zahit Mahallesinde bulunan cami 1514-1515
tarihleri arasında bu gün aynı mahalleye ismi
verilen Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır .
Birkaç kez onarım gören cami ve minaresi
orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya
Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden
bahsetmiştir .
|
 |
|
|
|
 |
|
|
-
Bedesten (Taşhan)
Bayburt Bedesteni Ulu Cami yakınında ve çarşı
içerisindedir. Geçirdiği bir yangın sonucunda
kitabeleri yok olduğundan ne zaman ve kimin
tarafından yapıldığı bilinmemektedir.
-
Günümüzde depo olarak kullanılan Bedesten üç
bölümden meydana gelmektedir. Yapım malzemesi
taş ve tuğladan olup, giriş kapısının tümü taş
süslemelidir. Bu nedenle de Evliya Çelebi XVII.
Yüzyılı başında Bayburt’u ziyaret ettiğinde bu
bedestenden “Gayet, süslü ve zarif” diye söz etmiştir.
-
Bedestenin ana mekanı kare planlıdır. Ortadaki bir payeden duvarlara uzanan sivri
kemerlerle iç mekan dört bölüme ayrılmıştır. her
bölümün üzeri de kubbelerle örtülmüştür. Ana mekanın batısında yer alan ikinci bölüm ince
uzun dikdörtgen biçimindedir. Üzeri peş peşe
sıralanmış kubbe ve tonozlarla örtülmüştür.
Ferahşat Bey Medresesi
Demirözü'nde Ferahşat Bey yapı topluluğunun
kuzeydoğu köşesindedir. XVI.yüzyılın başlarında
Ferahşat Bey tarafından yaptırılmış, XVIII.yüzyıl
sonlarında da Akkoyunlulardan Süleyman Bey tarafından onarılmıştır.
Osmanlı medrese tiplerinden farklı bir konumda
olup, avlu etrafında bir L şeklinde yapılmıştır.
Beş bölümden meydana gelen medresenin üzeri
toprak düz bir damla örtülüdür. Medresenin
bölümleri kademeli yuvarlak kemerli bir niş
içerisinde avluya açılmaktadır. Aynı şekilde bu
kapıların yanlarında ve medresenin dış
duvarlarında da yine yuvarlak nişler içerisinde
dikdörtgen kemerli pencereler bulunmaktadır.
Avluya açılan kapı ve pencere alınlıklarında
Farsça yazılmış kitabeler bulunmaktadır. Medrese
odalarının her birisinin içerisinde ocaklar ve
nişler bulunmaktadır.
Saat Kulesi
Şehrin merkezinde ki Saat Kulesi’nin yapımına 30
Ekim 1923’te başlanmış ve 29 Ekim 1924’te de
bitirilmiştir. Yapımına Tabur Köylü Muhittin
Usta başlamış, Rizeli İbrahim Usta da
tamamlamıştır. Saat Kulesi 21 m. Uzunluğunda
minare görünümünde olup, çokgen kaide üzerinde
sekizgen gövdeli olarak yükselmektedir. Ayrıca
şerefesi olan kulenin üzeri kubbe ile örtülmüş
ve baldaken şeklinde bir köşke benzetilmiştir.
Bayburt
Kalesi Kilisesi (Merkez)
Bayburt Kalesinin doğusunda olan bu kilisenin ne
zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı
bilinmemektedir. Günümüze son derece harap bir
şekilde geldiğinden plan şekli de
anlaşılamamaktadır. Burada araştırma yapan
Hamilton, XX.yüzyıl başlarında bu yapıyı görmüş,
üzerinin ahşap çatı ile örtülü olduğunu ve
bemasının (kutsal bölüm) bulunduğunu
belirtmiştir. Hamilton’a göre bu kilise XIII.-XIV.yüzyılda
Bizans Paleilogos döneminde yapılmıştır.
Varzahan Kiliseleri (Uğrak Kiliseleri) (Merkez)
Bayburt’un 10 km. kuzeybatısında bulunan bu
kilise ilk kez A.H.Layart tarafından görülmüş ve
daha sonra H.F.Tozer, E.Warkworth, H.B.Lynch, W.Bachmann,
J.Strzgowski, D.Winefield ve J.Wainwright
tarafından incelenmiştir. Günümüze yalnızca
kalıntıları gelebilen bu bölgede X.-XIII.yüzyıllar
arasında yapılmış çok sayıda kilise
bulunmaktadır. Nitekim bazı kaynaklarda
Ortaçağda kiliselerin olduğu bu yerde Varzahan
kentinin bulunduğundan da söz edilmektedir.
Bayburt’ta günümüze gelebilen üç kilise köye
egemen bir tepe üzerinde yapılmıştır. Bunlar XII.yüzyıla
tarihlendirilmektedir. Bu kiliselerden bir
tanesi Oktogon, diğeri de Yunan haçı planlıdır.
Üçüncüsünün plan düzeni yıkılmış olduğundan anlaşılamamıştır.
Varzahan Oktogonu sekiz köşeli bir yapı olup,
günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir.
Kilisenin yalnızca kuzeydoğu duvarı yıkılmıştır.
Apsit doğu cephesinde olup, dışarıya doğru
çıkıntı yapmaktadır. Yapının içerisindeki köşe
ayakları ve sekiz köşeli, altı sütun ana
duvarların içerisinde bir koridor
oluşturmaktadır. Ancak buradaki sütunlar
duvarlarla bağlantısız olup, kemerlerle
birbirine bağlanmıştır. Sütunların balık kılçığı
motifli sütun başlıkları bulunmaktadır.
Oktogonun köşe trompları üzerine oturan bir
kubbe ile örtülü olduğu sanılmaktadır. Bu
oktogon kireç taşından özenli bir işçilikle
yapılmıştır. Duvarların dış yüzlerinde üç köşeli
nişler bulunmakta olup bunlar yuvarlak
kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Ayrıca
buradaki burmalı ve yarım sütunlar da onları
tamamlamıştır. Dış cephedeki bu mimari elemanlar
gotik üslubu yansıtmaktadır. Bununla beraber
yapıda İran ve Selçuklu etkisi de görülmektedir.
Pulur (Gökçedere) Medresesi
Pulur Camii avlusunda bulunmakta olan ve L
şeklinde tek katlı bir yapıdır. Ferahşat Bey
tarafından yaptırıldığı sanılan Medrese daha
sonra Akkoyunlu soyundan Süleyman Bey tarafından
onarılmıştır. Medresenin 1517 yılında
bitirildiği sanılmaktadır. Medresenin
girişlerinde Farsça beyitler mevcuttur .
|
 |
|
 |
|
 |
 |
|