|
Hitit Çağı (M.Ö. 1650-1200) |
|
Asur Ticaret Kolonileri dönemi,
sosyal ve siyasal yeni
görüşlerin ortaya çıkmasını
sağlamıştır. Yerel Prenslerle
yönetilen Anadolu'da,
Mezopotamya'daki gibi merkezi
devlet fikri gelişmiş ve
sonucunda iç mücadeleler
başlamıştır. Hint - Avrupalı bir
kavim olan Hititler, MÖ.3000
yıllarının sonunda küçük gruplar
halinde Kafkaslar üzerinden
Anadolu' ya girerek yerli halk Hatti nüfusu ile karıştılar . |
|
Hititler, Asurluların Anadolu'dan çıkma zorunda kalmasıyla
devlet idaresini ellerine
almışlardır. Anadolu'nun yerli
halkıyla kaynaşıp Hitit
Devleti'ni kurmuşlardır. Bu
devletin kurucusu Labarna'dır.
Başkenti ise Hattuşa' dır.
(Boğazkale)
|
|
Hitit tarihi M.Ö. 1650-1450
eski krallık ve M.Ö.
1450-1200 Hitit İmparatorluk
Devri olmak üzere iki
safhada incelenir. Hitit
Devletinin kuruluşundan
itibaren, sanattaki
Mezopotamyalı unsurlar
kaybolarak, Anadolu'nun
yerli sanatıyla
birleşmiştir. Sanatta,
boyutları büyümüş anıtsal
eserler ortaya çıkmıştır.
Mabetler, saraylar, sosyal
yapılar, kaya kabartmaları
ve orthostatlarla (bina
cephelerinde alt sırada yer
alan kabartmalı taşlar)
önceki sanattan ayrılır.
|
 |
|
Hitit Siyasi Tarihi |
|
M.Ö. 1800
yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı yerli Aglutinant dil grubuna ait
Hattiler ve Hint Avrupalı Hititler hakkında ilk bilgilerin edinildiği
dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç ve gelişme aşamalarının
kaynağıdır. M.Ö 2500-2000 yılları arasında Kuzey Kapadokya ve Orta
Karadeniz bölgesinde gelişmiş kültürün temsilcisi Hattiler' di. Şehir
devletleri tarafından yönetilen bu bölgenin müstahkem şehirleri, kral
mezarları, hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir. M.Ö 2000 yılları
sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan yangınlarla sona eren bu çağı,
Asur Ticaret Kolonileri dönemi izler. Yazılı kaynaklardan Hititlerin,
Anadolu'ya M.Ö. 3. binin son yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar
halinde, girmeye başladıkları ihtimali çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu'ya
kuzey Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden
geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları
değerlendirilmektedir. |
|
Birbirini izleyen akınlarla
Orta Anadolu içlerine
yayılan Hititler, zamanla
etki alanlarını
genişletmişler, Hattili
Prenslerin arazilerine hakim
olmuşlardır. |
 |
|
Asur Ticaret
Kolonilerinin geç evresinde (M.Ö 1800-1730) Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu
Anitta tarih sahnesine çıktılar. Onlar Hitit diline Naşili adını veren
Kaniş/Neşa'yi zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar. M.Ö. 1700'lerde Kuşşara kralı Anitta, Hattuş Krali Pijusti'yi yenip şehrini tahrip
ettiğini anlatmaktadır. "Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım.
Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş'u yeniden
iskan ederse gökyüzünün Fırtına Tanrısı'nın laneti üzerinde olsun." |
 |
|
Hattuşa M.Ö. 17. yy.' ın
ikinci yarısında, Hitit Kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak
seçilir. Eski Hitit Devleti'nin kurucusu I. Hattuşili Kızılırmak kavisi
içindeki çekirdek ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı
Fırat Bölgesinde Hurri Ülkesine karşı yönettiği akınlarla, kendisini
izleyecek Hitit Krallarına bir Dünya devleti olma amacının işaretini
veriyordu. Murşili istilalara güneyde devam ederek ve Suriye'deki şehir
devletlerini devreden çıkartarak, Mezopotamya ticaret yollarını kontrol
altına aldı. Halep ele geçirildi ve ordu Babil'e kadar ilerleyerek
Hammurabi hanedanlığına son verdi. |
 |
|
Ancak, Murşili'nin
Hantili tarafından öldürülmesi bir karışıklık dönemi getirir. Hantili
idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü. Hantili'den sonra tahta geçen
Zidanta ve I. Huzziya'da Hantili ile aynı kaderi paylaşarak öldürüldüler.
|
|
Bu dönemde Hitit devleti,
Torosların güneyindeki ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki diğer
bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı'na kaptırdı. |
 |
|
Telipinu tahta geçince,
saraydaki kan davalarını durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak
bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu'yu kendi içinde tutarlı
bir idari teşkilat altına almaya çalıştı. Bu amaçla eyalet sistemini
kurdu. Telipinu fermanı olarak bilinen fermanı yayınlayarak, taht
verasetini belli kurallara bağladı. |
|
Geleneksel Hitit
tarihi çağ ayrımına göre, Telipinu devrini "Orta Krallık" adı verilen
dönem izler. |
 |
 |
 |
|
Aynı zamanda I.
Tuthaliya Hititlerin
amansız düşmanı
Kaşkalar' la da başetmek zorunda
kalmıştır.
Metinlerde Tuthaliya
zamanında, Fırat'ın
yukarı yatağında
kalan bölgelere ve
Kuzey Mezopotamya'da Hurrilere karşı
yapılan askeri
harekatlardan söz
edilmektedir. Bu
başarılarla I.
Tuthaliya'nın Hatti
ülkesinde krallığın
gücünü yeniden
sağladığı
anlaşılmaktadır.
Ancak I.
Tuthaliya'nın
hükümdarlık alanı
genelde Anadolu ile
sınırlı kalmıştır. |
|
I. Şuppiluliuma tahta
geçince, öncelikle Anadolu'daki
hakimiyetini
sağlamlaştırmıştır. Daha
sonra Suriye ve Kuzey
Mezopotamya'nin bazı
bölgelerini Hitit Krallığı'na katmıştır. Kaşka'larla
savaşmış, Ugarit Kralı II.
Nigmedu ile bir anlaşma
yapmıştır. Şuppiluliuma
Mısır'da Tutankhamon2un
ölümünden sonra çıkan
çatışmaları fırsat bilmiş,
Kargamış'ı alarak Mitanni
Krallığına son vermiştir. |
|
II.Murşili'nin, Anadolu'nun
kuzeyindeki ve batısındaki
seferleri, Hitit çekirdek
ülkesinde vebanın hüküm sürdüğü
ve giderek artan Asur etkisiyle
Suriye'de huzursuzlukların
yaşandığı bir döneme
rastlamıştır. |
 |
|
Babası Murşili'nin ardından
fazla zorluk çekmeden tahta
geçen11. Muvattalli, yirmi
yıldan fazla "Büyük Kral"
olarak hüküm sürmüştür. O'nun küçük kardeşi Hattuşili,
askeri birliklerin başı,
saray memuru, kuzey
sınırının sürekli huzursuz
bölgelerinde ve Hattuşa'da
Vali olarak Hükümdara birçok
alanda hizmet vermiştir. Bu
dönemde Muvattalli sarayını,
tanrı ve atalarının
heykelleri ile birlikte
Hattuşa'dan Tarhuntaşşa'ya
taşımıştır. Muvattalli
zamanında Orta Suriye'deki Amurru bölgesi nedeniyle,
Hititler'in anlaşmazlığa
düştüğü ülke Mısır'dı. Bu
anlaşmazlık Kadeş Savaşı'na
yol açtı. (M.Ö. 1274) |
 |
|
Günümüzde Mısır'daki Abydos,
Luksor, Abu Simbel'in
duvarları ve Ramsesseum'un
pylonlarının üzerindeki
kabartmalarda, Yakındoğu'nun
geçmişindeki en ünlü
savaşlardan biri olan Kadeş
Savaşı'nın tasviri
görülmektedir. Kabartmalara
II.Ramses'in Hitit Kralı II.
Muvattalli'yi yenerek elde
ettiği zaferin kutlandığı
hiyeroglif metinler eşik
etmektedir. Firavun çok iyi
hazırlanarak savaş alanında
bizzat bulunmasına rağmen,
savaşın asıl galibi Hititler
olmuştur. Amurru yeniden
Hitit yönetimi altına
girmiş, ayrılıkçı yerel kral
Benteşina ise Anadolu'ya
sürülmüş, Kadeş Kalesi Hitit
denetiminde kalmıştır. |
 |
|
Büyük Kral II. Muvattalli
öldüğünde, eski bir kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan
kardeşi Hattuşili yerine, oğlu III. Murşili/Urhi-Teşup tahta geçmiştir. O,
başkenti Tarhuntaşşa'dan, yeniden Hattuşa'ya taşımıştır. |
 |
|
Bölgede II. Muvattalli
döneminden ve Kadeş Savaşı'ndan bu yana II. Ramses
hüküm sürmekteydi. Hattuşili
Asur ve Babil Hükümdarları
ile olduğu gibi, II. Ramses
ile de hükümdarlar
arasındaki olağan
ilişkilerini sürdürmüştür.
I. Şuppiluliuma'dan beri
süregelen savaş durumunu
sona erdirmiş ve Mısır ile
barış antlaşmasını
imzalamıştır. Antlaşma Hattuşa'da ortaya çıkarılan
ve günümüzde İstanbul
Arkeoloji Müzesinde bulunan
kil tabletten
anlaşılmaktadır. Akadca
yazılmıştır. Ayrıca Mısır-Karnak
Ramesseum'da da Mısır
hiyeroglifi ile kaleme
alınmış kopyaları
görülmektedir. II. Ramses
ile yapılan barış
antlaşması, Hattuşili'nin
hükümdarlık döneminde
ulaştığı bir zirvedir. Bu
başarı kendisinin rakipleri
Asur ve Babil ile Ege' deki
rakibi Ahhiyava karşısındaki
konumunu güçlendirmiştir. |
 |
|
Kurallara uygun olmaksızın
tahta çıkmış olmasına
rağmen, III.Hattuşili önemli
politik başarılar ve
uluslararası takdir
kazanmıştı; ancak Hattuşa'da
tahtına çıkacak kişi ile
ilgili düzenlemeyi yapmak da
kendisi için önemliydi.
Önceden seçilen varisten
vazgeçilmiş ve yerine Prens
IV. Tuthaliya seçilmişti.
Tuthaliya tahta çıktıktan
sonra, Tarhuntaşşa Kralı
Kurunta ile antlaşma yapmış
ve Tarhuntaşşa ülkesinin
sınırları yeniden
çizilmiştir. II.
Muvattali'nin oğlu olarak
hanedandan gelen Krala,
imparatorluk hiyerarşisi
içinde Karkamış Kralı ile
aynı düzeyde yer
verilmiştir. |
 |
|
Hitit İmparatorluğu'nun
bilinen son hükümdarı IV. Tuthaliya'nın oğlu II. Şuppiluliuma,
başgösteren yiyecek sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen bazı
askeri başarılar elde etmiştir. Hattuşa'da bugün Güneykale olarak
adlandırılan kesimdeki bir yazıtta, II. Şuppiluliuma'nın askeri
birliklerinin Orta ve Güneybatı Anadolu'da başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa'da da hükümdarın yeniden otorite kurduğundan söz edilir. Çivi
yazılı belgeler de, Kargamış Kralı ve doğrudan Büyük Kral tarafından
denetlenen Alaşiya (Kıbrıs) ülkesiyle antlaşma yapıldığı belirtilir. |
 |
|
Hitit
İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200'den kısa bir süre sonra yıkılma nedeni halen
tam olarak anlaşılamamıştır. İmparatorluğun yıkılmasına çeşitli etkenlerin
neden olduğu değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm sürdüğü
dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve Hitit aristokrasisinde giderek
artan çatışmalar baş göstermiştir. Hitit Devletinin ayakta olduğu son
yıllara tarihlenen yazılı kaynaklar, sefalet içinde olduğu belirtilen
Anadolu'ya Suriye ve Mısır'dan büyük miktarlarda tahıl sevk edildiğini
kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Anadolu'daki huzursuzluklar ve Suriye
üzerindeki Hitit etkisinin azalması da Hitit İmparatorluğu'nun
yıkılmasında neden ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir.
 |
|
Hitit Dili |
|
Arkeolojik
araştırmalarda Hitit yerleşimlerinde bulunan yazılı belgeler, Anadolu'da
aynı dönemde (M.Ö. 1800' lü yıllarda) Hint-Avrupa dillerinin en eskisi
Hititçe'den başka, yine aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin,
ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadca'nın yazı dili olarak kullanıldığını
göstermektedir. Çivi yazısı ile yazılan bu dillerde her işaret bir heceyi
simgeler. Hititlerin kullandığı bir başka yazı türü de Luvi dilinde
yazılan ve hiyeroglif denen resim yazısıdır. Hititlerin kullandığı ve
Mısır hiyeroglifinden tamamen farklı olan bu hiyeroglifte, heceler hatta
kelimeler tek bir işaretle temsil edilebiliyordu. Hiyeroglif daha çok
mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük yazıtlarda tercih edilmekteydi.
Hititlerde okur yazarlık yalnızca çok küçük bir gruba ait bir beceri
olarak kabul edilirdi. Çivi yazısını kralların da (LUGAL.GAL)
okuyamadıkları, aldıkları mektupların sonunda yer alan ve yazıcıya hitap
ettiği anlaşılan "sesli oku" ibaresinden anlaşılır. |
 |
|
Hitit Dini |
|
Hitit dini çok tanrılı bir dindir; panteonun
(tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça vardır ve bunların pek
çoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır.
Hititler'de tanrılar tıpkı insanlar gibidir. Fiziki şekilleri insan gibi
olduğu kadar, ruhen de onlarla aynı olup, insanlar gibi yerler, içerler,
kendilerine iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmal
edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları en acımasız yöntemlerle
cezalandırmaya hazırdırlar. Bir Hitit metni insanlarla tanrıları
birbirleriyle kıyaslamakta ve tanrı - insan ilişkilerini bey - hizmetçi
ilişkilerine benzetmektedir. |
|
Hitit devletinin panteonu
Anadolu ve Suriye şehirlerinin çeşitli yerel panteonlarının zamanla bir
araya getirilip birleştirilmesinden oluşmuştur. |
|
Hitit devletinin
başlangıcından itibaren baş tanrı, fırtına tanrısıdır (Teşup). Kozmik
dönemi (kainatı) sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini koruyan fırtına
tanrısıdır. Kral, efendisi adına ülkeyi yönetir. |
 |
|
Hitit
İmparatorluğu'nun Yapısı |
|
Siyasal yapısı itibariyle
Hitit Devleti, Kral ve üyeleri kraliyet ailesinden gelen kişilerden oluşan
politik bir kurumdu. Yönetimin politik organı Panku'dur (İmparatorluk
Meclisi). Herhangi bir politik sorun olduğunda Panku Kral tarafından
toplantıya çağırılmaktaydı. |
|
Hitit Kraliyet ailesi,
dışarıya karşı kapalı bir topluluk değildi. Krallık kalıtsaldı, ancak,
Kral olabilecek birinci ve ikinci dereceden erkek olmaması durumunda,
birinci dereceden bir prensesin eşi de Kral olabilirdi. Kral tarafından
belirtilen veliahdın Panku'nun onayını aldıktan sonra bağlılık yemini
etmesi gerekiyordu. Krallık yanında, kurumsallaşmış bir Kraliçelik de
vardı. Kraliçenin politik hayatta önemli görevler üstlendiği III.
Hattuşili'nin eşi Puduhepa'nın icraatlarından anlaşılmaktadır. Ancak Hitit
devlet yapısında Kral, mutlak güçtü. |
 |
|
Kadeş Savaşı ve Barış
Antlaşması |
|
M.Ö. 1274 tarihinde II.
Ramses ile Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı
yapılmış ve Kadeş Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı
olarak II. Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri
Hititlere kalmıştır. |
|
Kadeş Barış Antlaşması
sırasında orduda çıkan bir isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma,
onun yerine geçen III. Hattuşili tarafından imzalanmıştır. (M.Ö.1269) Bu
antlaşma dünya tarihinde eşitlik ilkesine dayanan en eski antlaşmadır.
Antlaşma çivi yazısıyla gümüş plakalar üzerine Akadca olarak yazılmıştır.
Ayrıca Kralın mührünün yanında Kraliçenin mührü de vardır. |
|
Bu antlaşmanın gümüş
levhalara kazınmış olan asıl metinleri kayıptır. Mısır'da tapınakların
duvarlarına kazınan antlaşmanın bir nüshası da, Boğazköy (Boğazkale)
kazılarında kil tablet olarak bulunmuş olup Istanbul Arkeoloji Müzesinde
sergilenmektedir. |
|
Kadeş antlaşmasının
Hattuşa'da bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York'ta
Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır. |